İstanbul
9/11/2008İstanbul (tarihi adları Byzantion , Konstantinopolis ve Nova Roma), Türkiye'nin en kalabalık şehridir.
12,5 milyonu geçen nüfusuyla dünyanın en kalabalık 3. avrupanın ise en kalabalık şehridir.[2] 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 8. sırada yer alır.[kaynak belirtilmeli] Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur. İstanbul'un Avrupa'daki bölümüne Rumeli yakası, Asya'daki bölümüne ise Anadolu yakası denir. Dünyada iki kıta üzerinde kurulu tek metropoldür. 32 ilçesi vardır. Yeni kurulan ilçelerle beraber 39 ilçe ve büyükşehir belediyesi ile toplam 40 belediyeden oluşmaktadır.
Dünyanın en eski şehirlerinden olan İstanbul, 330 -395 yılları arasında Roma İmparatorluğu, 395 - 1204 ile 1261 - 1453 yılları arasında Doğu Roma İmparatorluğu, 1204 - 1261 arasında Latin İmparatorluğu ve son olarak 1454 - 1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapmıştır.
Boğaz Panaroması
İstanbul, 42° K, 29° D koordinatlarında yer alır. İstanbul Boğazı boyunca ve Haliç'i çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur. İstanbul, batıda Avrupa yakası ve doğuda Asya yakası olmak üzere iki kıta üzerinde kurulu tek metropoldür. 32 ilçesi vardır. Sanal olarak 360tr[1]üzerinden gezilebilir.
Dünyanın en eski şehirlerinden olan İstanbul, 330 - 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu, 395 - 1204 ile 1261 - 1453 yılları arasında Bizans İmparatorluğu, 1204 - 1261 arasında Latin İmparatorluğu ve son olarak 1453 - 1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapmıştır.
Etimoloji [değiştir]M.Ö. 667 yılında; İstanbul'a yerleşim kuran kolonist Megaralılar şehri o dönemdeki kralı Byzas için "Bizantium" ismini koymuştur. M.S. 196 yılında da Roma İmparatoru Septimius Severus şehri bir saldırı sonrasında ele geçirmiş, ancak bu sırada şehir bir harabe haline gelmiştir. Şehri yeniden onarınca, bir çok Romalı da İstanbul'a göç etmiştir. Her ne kadar Severus şehre oğlunun ismi Augusta Antonina (İmparator olunca ismi Antoninus Caracalla olmuştur) vermek istese de rivayete göre, Konstantin şehre Konstantinopolis ismini vermesinden öncesine kadar halk arasında bu şehre Nova Roma (Yeni Roma) deniliyordu.
Konstantin de en başında şehrin resmi ismini Nova Roma koymak istedi; ancak dini anlaşmazlıklar çıkınca bundan vazgeçti. İstanbul adının kökeninin Antik Yunancaya da dayandığı rivayet edilir. Türkler İstanbul'u ele geçirmesi sırasında ve öncesinde; Selçuklularda olduğu gibi şehre Stamboul-Stambul demekteydiler. Türklerin yanı sıra; 10'uncu yüzyılda Arapların 12'inci yüzyılda da Ermenilerin şehre bu isimle çağırdıklarını öngörürler. Ancak; devlet işlerinde Osmanlı İmparatorluğu Konstantiniyye ismini kullanır.
Şehrin İstanbul-İstambol ismini sık kullanması ise 17'inci yüzyılda; Evliya Çelebi'nin şehirden bu isimle bahsetmesiyle başlar. İstanbul kelimesi Yunanca "εις την Πόλιν" ya da "στην Πόλη" (eis tén pólin ya da sten pole =şehire doğru ya da şehirde ) tümcesinden gelir. 18'inci yüzyılda III. Mustafa döneminde ise; paraların üzerinden Konstantiniyye kaldırılarak, İstambol'u koyunca resmiyete dönüşür. (1770)
İstanbul'a farklı isimler veren pek çok dil vardır:
Rumca: Konstantinúpolis (Κωνσταντινούπολη), Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis, Vizantion
Latince: Bizantium, Constantinopolis, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
Slavca: Çargrad, Konstantingrad
İbranice: איסטנבול (İs-tan-bul), Ortaçağ'da קושטא (Kuş-ta)
Norsca: Miklagard
Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli, Stambol (Ստամբուլ)
Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma
Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul
Eski Rusça: Çargrad, Vizantiy, Konstantinopol, Stambul
Osmanlıcada: Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Islambul, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü'l-Hilafetü 'l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergâh-ı Mualla, Südde-i Saadet, Kostantiniyye ( قسطنطينيه Fransızca : Stamboul
İspanyolca : Estambul
Macarca : Isztambul
Litvanca : Stambulas
Letonyaca : Stambula
Arnavutça : Stambolli
Galce : Iostanbúl
Loglanca: Gonstantinupol
Lazca: Poli
Ladino: Estanbol
Farsça: Estanbol
Rumence:İstambul
Her ne kadar 300.000 yıldan bu yana Dünya 3 kez Buzul Çağı geçirip, toprak kütlesi yer değiştirse de; Küçükçekmece'deki Yarımburgaz mağarasında Neolitik ve Kaltolitik insanlara değin izler bulunmuştur. Dudullu'da Alt Paleolitik Çağ, Ağaçlı'da Orta Paleolitik Çağ ve Üst Paleolitik Çağ'da kullanılan aletlere rastlanılmıştır. Ancak, Dünya'nın herhangi bir yerinde bu çağlara değin izlere rastlanabilir. Yaşadığımız son buzul çağı sonrasındaki izler M.Ö. 5000 yıllarına aittir.M.Ö. 5500 yıllarına ait fikirtepe yazıtlarının bulunması ile kalkolitik çağda da başkent olduğu tespit edilmiştir.
İstanbul'un kent tarihini 4 ana başlıkta toplayabiliriz. Bunlar; İstanbul'un isminin Byzantium olduğu ikinci yerleşim dönemleri, Konstantin tarafından kurulan Bizans İmparatorluğu'ndaki Konstantinopolis dönemi, Osmanlı İmparatorluğu dönemi ve Cumhuriyet sonrası dönemi. İstanbul, Roma İmparatorluğu (330-395)'nun, daha sonra Bizans İmparatorluğu (395-1204, 1261-1453) ve Latin İmparatorluğu (1204-1261)'nun, son olarak da Osmanlı İmparatorluğu (1453-1922)'nun başkenti olmuştur. Romalılar ve Bizanslılarca başkentleri Konstantinopolis, Osmanlılarca başkentleri Stambul, İslambol, Konstantiniyye, Dersaadet v.b. anılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nce şehir 1930 yılından beri resmi olarak İstanbul diye adlandırılmaktadır.
Bizans Dönemi [değiştir]Ana madde: Byzantion
Bu dönem M.Ö. 660 ile M.S. 324 yılları arasını kapsar. M.Ö. 667'de Megara halkı; şehre yerleştikten sonra; kralı Byzas için, Byzas'ın yeri veya şehri anlamındaki Bizantium (Byzantium ya da Bizantion - Βυζάντιον) ismini koyar.
Bilinen efsaneye göre Megaralılar Ege Denizi'nde kuzeye doğru yol alır, bu sırada Kral Byzas'a da Delfi kahininden "körün zıttı"'nda yeni bir şehir kuracağını söyler. Mageralılar da Boğaziçi'ye ulaştıktan sonra, koyları gezer ve dönemin Kalkedon'u (Χαλκηδών) günümüzde Kadıköy olan yere şehrin ilk temellerini kurar.
Megaralılar daha sonra Sarayburnu'na da yerleşmiş; ancak bir çok kez şehir istilaya uğramıştır. M.Ö. 269'da Bitinyalılar tarafından ele geçirilmiştir. M.Ö. 202'de Bitinyalılar Makedonların istilasından korkarak; Roma'dan yardım talebinde bulunmuş ve Roma kültürü yavaşça şehri etkilemeye başlamıştır. M.Ö. 146'dan itibaren de Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altına girmiştir. Şehir o dönemden itibaren; Bitinya-Pontus eyaletinin içinde olmuştur.
Roma İmparatoru "Septimus Severus" şehri, halk Partlıları tuttuğu için M.S. 196'de şehri istila eder ve şehir neredeyse tamamen yokolur. (Başka bir görüşe göre de Severus şehirdeki tüm yerleşim yerlerini yakmıştır) Severus şehri oldukça beğendiği için; şehri tamamen yeniden kurar. Bu dönemde Roma'da yaşanan sorunlardan dolayı; Roma halkının büyük bir çoğunluğu İstanbul'a göç eder. Bu dönem içerisinde; Roma'dan İstanbul'a gelenler şehre "Nova Roma" (Yeni Roma) diyecektir; ancak bu isim hiç bir zaman resmiyet kazanmaz.
269 yılında Gotların egemenliğine geçen şehir; 313'de de Nikomedyalıların eline geçer. Konstantin da Nikomedyalılardan şehri alır ve Roma İmparatorluğu'nun başkenti olur.
Bizans İmparatorluğu Dönemi Ana madde: Konstantinopolis
Konstantinopolis haritası. Detaylı harita.Bu dönem 324 - 1453 yılları arasını kapsar. I. Konstantinus şehri ele geçirip Roma İmparatorluğu'nun başkenti yaptıktan sonra, şehir ayrıca Roma'nın doğusunun yönetim merkezi olur. Romalı nüfusu bu dönemde, Romalı soyluların göçü de dahil olmak üzere önemli boyutta arttı. Bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir oldukça genişledi. 100 kişilik bir hipodromun (Sultanahmet Meydanı) yanı sıra, limanlar ve su tesisleri yapıldı.
Konstantinus'un döneminde şehre Nova Roma dese de; 11 Mayıs 330 da şehrin ismi Konstantinopolis oldu. Döneminde Dünya'nın en büyük katedrali olan Ayasofya'yı 360'da kuran Konstantin; böylece Roma İmparatorluğu'nun dinini de Hristiyanlık olarak değiştirdi. Pagan Roma dinine inanan batı ile ilk kopuş da bu dönemde başladı. Her ne kadar; Bizans İmparatorluğu I. Theodosius'un ölümü ile başlasa da; Bizans İmparatorluğu Konstantinus Hristiyanlığı getirmesine duyduğu saygıdan kendisini hep bir Bizans İmparatoru olarak görmüş; 1453'deki çöküşüne kadar da 10 İmparatorunun daha ismi Konstantinus olmuştur. Bu dönemde İstanbul'un rolü oldukça stratejiktir; Avrupa ve Asya arasında bir kapı olmuştur. Bu vesile ile, ticaret, kültür ve diplomasinin yapıldığı bir merkezdir. Bu dönemde şehrin ismi "Poli" (şehir) de olmuştur.
476'da Batı Roma'nın yıkılması sonrasında da; Batı Roma İmparatorluğu'ndaki Romalıların büyük bir çoğunluğu buraya göç etmiş, ve Bizans İmparatorluğu'nun da başkenti İstanbul olmuştur. 543'de nüfusun yarısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; şehir İmparator I. Jüstinyen döneminde yeniden inşa edilmişdir.
700lü yıllarda Sasaniler ve Avarlar'ın saldırısına uğrayan şehir; 800lü yıllarda Bulgarlar ve Arapların, 900lü yıllarda ise Ruslar ve Bulgarların saldırısına uğramıştır.
Ancak; saldırılar arasında en yıkıcı olanı 1204 yılında olmuştur. Haçlılar tarafından; 4. Haçlı Seferi'nde 1204 yılında ele geçirilen şehir yağmalanmış; halkın büyük bir çoğunluğu şehirden kaçmış; yoksul ve enkaz içinde bir kente dönüşmüştür. Bunun sebebi Batı Roma'da büyüyen Latinlerin; Katolik Hristiyanlık anlayışı ile Bizans'daki Ortodoks Hristiyanlık inanışı arasındaki farklılıklar ve uyumsuzluklardır. Bu dönem sonrasında, 1261 yılında Palailogos Hanedanından; Michael VIII Palaeologus şehri tekrar ele geçirmiş ve Latin'lerin dönemini sona erdirmiştir.
Bu dönemden sonra giderek küçülen Bizans; Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1391'den sonra kuşatılmaya başlamış; en sonunda 29 Mayıs 1453'de Osmanlı İmparatorluğu'nun himayesine geçmiştir. İstanbul'un fethi, Dünya tarihinde Orta Çağ'ın sonunu simgelemektedir.
Osmanlı Dönemi [değiştir]Ana maddeler: Osmanlı İmparatorluğu ve İstanbul'un fethi
İstanbul'un Fethi
Abdullah Biraderler tarafından 1895'ten önce çekilmiş, Süleymaniye Camii'nin minaresinden tarihi yarımadanın görüntüsü.Bu dönem 1453 - 1923 yılları arasını kapsar. 29 Mayıs 1453'de; Osmanlı İmparatorluğu padişahı Fatih Sultan Mehmet'in 53 gün süren kuşatması sonrasında; İstanbul Osmanlı'nın 3'üncü ve son başkenti olur.
Osmanlının ele geçirmesinden sonra; Topkapı Sarayı ve Kapalı Çarşı'nın da kurulması ardından bir çok okul ve hamam açılır. Dünya'nın ve İmparatorluğun dört bir yanından insanlar İstanbul'a taşınır. Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların beraber yaşadığı kozmopolit bir toplum olur. Bizans döneminden kalan, eski binalar ve surlar onarılır. Fetihten 50 yıl sonra; İstanbul Dünya'nın en büyük şehirlerinden biri olur. "Küçük Kıyamet" olarak da adlandırılan; 14 Eylül 1509 İstanbul Depremi sonrasında (8 şiddetinde olduğu ileri sürülmektedir); 45 gün süren artçı sarsıntılarla binlerce bina yıkılır ve bir çok insan yaşamını kaybeder.
1510 yılında; Sultan II. Beyazıd; 80.000 kişinin çalışmasıyla şehri yeniden kurar. Günümüzde de varolan eserlerin büyük bir çoğunluğu bu dönemden kalmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde; mimari ve sanat konularına önem verilir. Mimar Sinan camiler ve diğer binalar kurar. Lale Devri döneminde; Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1718 yılından itibaren; itfaiye'yi kurmuş, ilk matbaayı açmış ve fabrikalar kurmuştur. 3 Kasım 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı sonrasında da batılaşma süreci hızlanmış; ve bir çok alanda yenilikler yaşanmıştır.
Haliç'in üzerine köprü; Karaköy'e tünel, demiryolları, kentin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurulmasıyla modern bir şehir halini almıştır. 1894 yılında; Üçyüzon Depremi'ni yaşayan İstanbul, tekrar büyük bir zarar görmüş, Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarında 13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri donanmasınca da işgal edilmiştir.
29 Ekim 1923'de Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla da İstanbul'un 2500 yıldır süren başkentlik dönemi de sona ermiştir.
Osmanlı ve Bizans kayıtlarında, 1291 Yıldırım Bayezıd döneminde İstanbul’un alınması amacıyla yapılan kuşatma kaldırılırken, yapılan anlaşma gereği Sirkeci’de bir Türk mahallesi kurulması şartına uygun olarak Göynük ve Taraklı’dan 760 hane Manav İstanbul’a yerleştirilmiştir. Yani İstanbul’a yerleştirilen ilk yerli Türklerin, bu yöreden giden Manavlar olduğu kaynaklarca da doğrulanmaktadır. Özellikle anadolu yakasındaki türklerin kökeni manavlardır.[[2]]
Cumhuriyet Dönemi [değiştir]Ana madde: Türkiye
Ayasofya ve Sultanahmet Camii
Sultanahmet CamiiCumhuriyet sonrası 1923-1950 yılları arasında fiziksel atılımlar olmuştur. 1900'lerin başında 1 milyon olan nüfus, 1927'de 690.000'e düşmüştür, 1935'de 740.000 ve 1945'de tekrar 900.000'e ulaşmıştır. 1950'lerde Balkanlar'dan göç almıştır. Bu dönemde şehirleşmede gecekondular önplana çıkmaktadır. 1960'larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaşma başlamıştır. 1970'lerde hızlı nüfus artışı ile konut ve ulaşım sorunları önem kazanmıştır. Bu dönemde otomobil sayısının artması ve sonucunda trafiğin artması Boğaziçi Köprüsü'nün yapılmasında etkili olmuştur ve ulaşımda önemli bir yere gelmiştir. İstanbul metropoliten alanı 1970-1975 yılları arasında merkezde 50 kilometre yarıçaplı bir alan iken 1980'de 60 kilometre yarıçapa ulaşmıştır. 1990'ların nüfus artışı, nüfusun dış taraflara yayılması ile sonuçlanmıştır ve sonucunda İETT'nin yetersiz gelmesi ile dolmuş ve minibüsler bu açığı kapatmaya çalışmışlardır. 70’li yıllarda eski hızı ile olmasa da imar faaliyetleri canlandı. 1973 yılında Boğaziçi Köprüsü açıldı. Çevre yollarıyla birlikte Boğaziçi Köprüsü yeni yerleşim birimlerinin doğmasına ve metropoli kuşatan çevrede yeni rant alanlarının oluşmasına yol açtı.
Coğrafya ve İklim
Coğrafya [değiştir]İstanbul'un kuzey ve güneyi denizlerle çevrili.Kuzeyinde Karadeniz,güneyinde Marmara Denizi vardır. Batısında Tekirdağ'ın Çerkezköy, Çorlu, Marmara Ereğlisi ve Saray ilçeleri, doğusunda Kocaeli'nin Gebze, Körfez ve Kandıra ilçeleri bulunur. Boğaziçi'ndeki Fatih Sultan Mehmet ve Boğaz Köprüleri şehrin iki yakasını birbirine bağlar. İstanbul, idari olarak 32 ilçe, 112 köye ayrılır.
İklim
İstanbul'un yazları sıcak ve nemli; kışları soğuk, yağışlı ve bazen karlıdır. Yıllık yağmur düşüşü 870mm dir. Nem yüzünden, hava sıcak olduğundan daha sıcak; soğuk olduğundan daha soğuk hissedilebilir. Kış aylarındaki ortalama sıcaklık 7°C ile 9°C civarındadır ve kar yağışı genelde görülür. Kış aylarında bir iki hafta kar yağabilir. Haziran'dan Eylül'e kadar otalama sıcaklık 28°C dir.
En sıcak ay Haziran (23.2)°C, en soğuk ay da Ocak (5.4°C) dır. Şu ana kadar en sıcak hava; Haziran 2007'de Tuzla'da 46°C olarak kaydedilmiştir. En soğuk hava ise; Şubat 1927'de -16.1°C olarak kaydedilmiştir.Şehir biraz rüzgarlıdır; ortalama rüzgar hızı saatte 17km dir.Yaz en kuru mevsimdir, ama Akdeniz iklimlerin aksine kurak mevsim yoktur.
Nüfus İstanbul'un nüfusu son 25 yılda 4 katına çıkmıştır. İstanbul'da yaşayanların yaklaşık %65'i Avrupa yakasında; %35'si de Anadolu yakasında yaşar. İşsizlik sebebi ile bir çok insan İstanbul'a göç etmiş, genelde şehir etrafında gecekondu mahalleleri oluşturmuştur. Başlıca göç aldığı şehirler ise; Sivas, Kastamonu, Ardahan, Kars ve Trabzon'dur.[kaynak belirtilmeli]
İstanbul'un nüfusu tarih boyunca tahmini olarak (1927-2000 araştırmaların, 1927 öncesi tahmini rakamlardır) şöyledir :
İstanbul Demografisi[4]
2000 Türkiye İstanbul İller arası sırası
Toplam nüfus 76.028.600 12.573.836 1
Yılık nüfüs artış hızı(binde): +18,3 +33,1 3
Nüfus yoğunluğu 100,2 /km² 1885/mi² 1
Okur Yazarlık Oranı(yüzde) 87,3 93,4 1
Bağımlılık oranı %55 %45 71
Üniversite mezunlarının oranı %7,8 %11,2 3
Doktor başına kişi sayısı 764 486 3
Net İç Göç Oranı(Binde): ... 46.1 5
Hastane yatağı başına kişi sayısı(2001) 430 295 7
Yıl Nüfus
330 40.000
400 400.000
530 550.000
545 350.000
715 300.000
950 400.000
1200 150.000
1453 36.000
1477 14.803[5]
1566 600.000
1817 500.000
1860 715.000
1885 873.570
1890 874.000
1897 1.059.000
1901 942.900
1914 909.978
Yıl Nüfus
1927 680.857
1935 741.148
1940 793.949
1945 860.558
1950 983.041
1955 1.268.771
1960 1.466.535
1965 1.742.978
1970 2.132.407
1975 2.547.364
1980 2.772.708
1985 5.475.982
1990 6.629.431
2000 8.803.468
2007 10.757.327
2008 11.000.144
Eğitim [değiştir]
Üniversiteler [değiştir]Ayrıca bakınız: İstanbul'daki üniversiteler listesi
Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki bazı eğitim kurumları bugün çağdaş Türkiye'deki üniversitelerin çekirdeğini oluşturmuştur. Örneğin İstanbul Üniversitesi, Darülfünun'un; İstanbul Teknik Üniversitesi ise Mühendishane-i Bahri Humayun'un devamıdır. Günümüzde İstanbul'da yedi devlet üniversitesi, on yedi vakıf üniversitesi bulunmaktadır.
Devlet Üniversiteleri
Boğaziçi Üniversitesi
Galatasaray Üniversitesi
İstanbul Teknik Üniversitesi
İstanbul Üniversitesi
Marmara Üniversitesi
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Vakıf Üniversiteleri
İstanbul Aydın Üniversitesi
Bahçeşehir Üniversitesi
Beykent Üniversitesi
Bilgi Üniversitesi
Doğuş Üniversitesi
Fatih Üniversitesi
Haliç Üniversitesi
Işık Üniversitesi
Kadir Has Üniversitesi
Koç Üniversitesi
Maltepe Üniversitesi
Okan Üniversitesi
Sabancı Üniversitesi
Ticaret Üniversitesi
Yeditepe Üniversitesi
İstanbul Kültür Üniversitesi
İstanbul Arel Üniversitesi
İstanbul'daki önemli mekânlar [değiştir]
Surlar [değiştir]Ana madde: İstanbul Surları
İstanbul Surlarıİstanbul Surları, İstanbul'un etrafını çeviren surlar tarihte 7. yy.dan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiştir. Son yapımı M.S. 408'den sonradır. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu'ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray'a bu taraftan ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule'ye, Yedikule'den Topkapı'ya, Topkapı'dan Ayvansaray'a uzanıyordu.Surların uzunluğu 22 km.dir. Haliç surları 5.5 km., kara 6,5km. Marmara Surları 9 km.dir.Kara surları üç bölümden oluşur. Hendek, dış sur,iç sur. Hendekler bugün tarım alanı olmuştur. Sura bitişik ve 50 m. aralıklarla kara surları tarafında, birçoğu yıkılmış, çatlamış durumda 96 burç bulunmaktadır. Bu burçlar, boydan boya uzanan sur duvarlarından 10 m.lik çıkıntıda, çoğunlukla kare planlı ve 25 m. yüksekliğindedir.
Dolmabahçe Sarayı
Beylerbeyi SarayıAna madde: Dolmabahçe Sarayı
Dolmabahçe Sarayı: Dolmabahçe Sarayı, Karaköy'den Sarıyer'e uzanan sahil şeridinin Kabataş ile Beşiktaş arasında kalan bölümünde, Marmara Denizi'nden Boğaziçi'ne deniz yoluyla girişte sol sahilde, Üsküdar'ın karşısında yer alan saray. Denizden yer alınıp doldurulmasıyla ortaya çıkan alana yapıldığı için dolmabahçe adını almıştır. Yapımı için dış devletlerden borç alınmıştır.
Ana madde: Beylerbeyi Sarayı
Beylerbeyi Sarayı: Beylerbeyi sarayı 1861-1865 yıllarında, eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan'a yaptırılmıştır.
Ana madde: Topkapı Sarayı
Topkapı Sarayı: Topkapı Sarayı, İstanbul'da yer alan ve dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eskisi ve genişidir.
Konumu, Haliç’i, Boğaziçi’ni ve Marmara denizi gören, İstanbul’un ilk kuruluş yeri olan bilinen akropol tepesidir. Tarihi İstanbul üçgen yarımadasının en uç noktasında, 5 km'yi bulan surlarla çevrili, 700.000 m2 özel araziye sahip bir komplekstir.
Ana madde: Yıldız Sarayı
Yıldız Sarayı: Yıldız Sarayı ilk kez Sultan III. Selim'in (1789-1807) annesi Mihrişah Sultan için yaptırılmış, özellikle Osmanlı padişahı II. Abdülhamit zamanında Osmanlı Devletinin ana sarayı olarak kullanılmış, günümüzde Beşiktaş İlçesi’nde yer alan bir saraydır. Dolmabahçe Sarayı gibi tek bir bina halinde değil, Marmara denizi sahilinden başlayarak kuzeybatıya doğru yükselip sırt çizgisine kadar tüm yamacı kaplayan bir bahçe ve koruluk içine yerleşmiş saraylar, köşkler, yönetim, koruma, servis yapıları ve parklar bütünüdür.
Ana madde: Çırağan Sarayı
Çırağan Sarayı: İstanbul, Beşiktaş ilçesi, Çırağan Caddesi üzerinde bulunan tarihi saray.
Haliç ve Boğaziçi’nin en güzel yerleri sultanlar ve önemli kişilere saray ve köşkleri için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur. Büyük bir saray olan Çırağan da 1910 yılında yanmıştı. Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştı. Dört yılda 4 milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Yapımı için Avrupa devletlerinden borç alınmıştır.
Taş işçiliğinin üstün örnekleri sütunları zengin döşenmiş, mekanlar tamamlardı. Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüydü. Boğaziçi’nin diğer sarayları gibi Çırağan da birçok önemli toplantıya mekan olmuştu. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardı ve arka sırtlardaki Yıldız Sarayına bir köprü ile bağlanmıştı. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevriliydi. Yıllar boyu harabe halinde duran kalıntı büyük tamirler sonunda yeniden ihya olmuş, yanına ilave edilen eklentiler ile beş yıldızlı, güzel bir sahil oteline dönüştürülmüştür. Bahçesinde süs havuzu, bir iskele ve bir helikopter pisti bulunmaktadır. Günümüzde birçok sosyal aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır.
Meydanlar
Taksim Meydanı
Taksim MeydanıAna madde: Taksim Meydanı
Taksim semti ve meydanı adını, eskiden Galata-Beyoğlu suyunun "taksim edildiği", Taksim Maksemi'nden almıştır.
Meydan olmadan önce, eski evlerin sıralandığı dar bir bölge olan semt, meydan haline getirilip genişletildikten sonra zamanla bugünkü görünümünü almıştır. Meydanın ortasındaki Cumhuriyet Anıtı ve çevresi bugün tören yeri olarak kullanılıyor ve buluşma yeri işlevini üstleniyor. Meydanın başlangıcından Tünel'e kadar nostaljik tramvay çalışır.
Taksim Meydanı’nın simgesi haline gelen Cumhuriyet Anıtı İtalyan heykeltraş Pietro Canonica'ya yaptırılmış, 1928 yılında yerine yerleştirilmiştir. Anıtın yapımı 2,5 yıl sürmüş, anıt taş ve bronz kullanılarak yapılmıştır. Maliyeti için halktan para toplanmıştır. Cumhuriyet dönemi anıtlarından ilk defa figüratif bir anlatımla Atatürk'ü ve yeni düzeni anlatan bir heykeldir. Anıt dikilmeden önce Taksim'de alan özelliği yoktu.
Sultanahmet Meydanı
Sultanahmet MeydanıAna madde: Sultanahmet Meydanı
İstanbul'un en önemli meydanlarından biri. Bizans devrinde Hipodrom olarak bilinirdi. “Hipodrom” Yunanca "hippos" (at) ve "dromos" (yol) sözcüklerinin bileşiminden oluşan ve "atyolu" anlamına gelen bir kelimedir. Osmanlı döneminde buraya At Meydanı denirdi.
Günümüze çok az kalıntıları kalan Bizans devri önemli yapıları ve abideleri Hipodrom çevresinde inşa edilmişti. “Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanından başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu Saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Şehrin en önemli meydanı Agusteion ve burası ile cadde arasında Milerium zafer takı bulunurdu. Cadde Roma’ya kadar uzanan yolun başlangıcı idi ve ilk kilometre taşı da buradaydı.
Osmanlı zamanında da Yeniçeri isyanları bu bölgede olur, kırk gün kırk gece süren şehzade sünnet düğünleri, şenlikler burada yapılırdı. İstanbul'da Halide Edip'in işgale karşı konuşma yaptığı 1920 Sultanahmet mitingi de burada yapılmıştır
Meydanın orta yerinde Kayzer Wilhelm'in ziyaret hatırası olarak yapılmış olan Alman Çeşmesi bulunmaktadır. Meydanın batısında ise İstanbul Adliyesi yer almaktadır. Meydan günümüzde İstanbul'un en önemli turistik merkezidir.
Beyazıt meydanı İstanbul'un Eminönü ilçesinde bulunan tarihi bir meydandır.İstanbul Üniversitesi ve Tarihi Kapalı Çarşı'ya ev sahipliği yapmaktadır.Beyazıt Camiini de içinde bulunduran meydan turistlerin uğrak noktasıdır.
Ulaşım
Atatürk Havalimanı
Şehre ulaşım [değiştir]Şehre havayolu, karayolu, denizyolu ve demiryolu ile ulaşmak mümkündür. Şehrin 2 adet uluslararası havalimanı mevcuttur.Bunlar Yeşilköy Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı dır
Büyük İstanbul Otogarı 1980'li yıllarda Topkapı'da bulunan İstanbul Trakya Otogarı'nın yetersiz gelmesi üzerine, 1987'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri Anonim Şirketi arasında imzalanan antlaşmayla yapımına başlanmış, 1994 yılında hizmete girmiştir.Avrupa'nın en büyük otogarı olmakla beraber dünyanın en büyük 3. otogarı konumundadır
Haydarpaşa Garı, 1908'de İstanbul - Bağdat Demiryolu hattının başlangıç istasyonu olarak inşa edilen tren garıdır. Gar, TCDD'nin ana istasyonudur. İstanbul'un Anadolu Yakasında Kadıköy'de bulunur. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Bağdat Demiryolu yanında İstanbul-Şam-Medine (Hicaz Demiryolu) seferleri de yapılmaya başlanmıştır.
İstanbul Raylı Sistem Haritası
Tünel
Şehir içi ulaşım İstanbul'da ulaşım, ağırlıklı olarak İETT yönetiminde otobüs seferleri ve dış semtlerde minibüs ve dolmuş taşımacılığı ile birbirinden farklı sistemlerde raylı ulaşım sistemlerinin desteği ve İstanbul'un coğrafi konumundan faydalanarak İDO'ya ait klasik vapurlar ve modern deniz otobüsleri ile sağlanmaktadır. İstanbul'da her gün, 5712 km²'lik bir alanda 11 milyondan fazla kişi bu ulaşım imkanlarını kullanmaktadır.
Şehirde; Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı ismi ile iki tane uluslararsı havaalanı bulunmaktadır
Kentin doğu- batı ekseninde geçen iki çevreyolu bulunmaktadır. Güneydeki çevreyolu Boğaziçi Köprüsü ile kuzeyindeki TEM karayolu ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile karşı yakaya ulaşımı sağlar.
İstanbul metrosu:
Ana madde: İstanbul metrosu
İstanbul şehri, 1876'da yapılan "Tünel" ile toplu taşımada metronun öncüleri arasındaydı. İstanbul şehri için kamu yararı ve ulaşım rahatlığı gözönüne alınarak 1912'den bu yana çeşitli ülek firmaları tarafından yapılmış öneriler olduğu bilinmektedir. İstanbul'da geniş kapsamlı bir metro yapılması fikrinin 1908'de ortaya çıktığına dair kayıtlara İETT arşivinde rastlanıyor. "Mecelle-i Umur-ı Belediye"nin 3. cildinde Mecidiyeköy ile Yenikapı arasında bir metro imtiyazı verildiğine dair kayda rağmen, projenin gerçekleşmediği anlaşılıyor. Yine 1912'de bir Fransız mühendisin Karaköy-Şişli arasında bir hat önerdiği ve Kurtuluş'a doğru bir giriş yaptığı anlaşılıyor. İlk etraflı proje ise 1912'te rastlıyor.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Levent'teki iş merkezleri
Spor
İstanbul ParkBizans ve Roma dönemlerinden beri bir çok spor faaliyetine ev sahipliği yapan istanbul;günümüzde futbol,basketbol,voleybol ve çeşitli motor yarışlarına ev sahipliği yapar.Türkiye liglerinin üç büyüğü Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın antrenman ve maç sahaları burada bulunmaktadır.Bunun yanında basketbolda Efes Pilsen, Galatasaray Cafe Crown, Fenerbahçe Ülker ve Beşiktaş Cola Turka ile voleybolda Eczacıbaşı gibi takımlar şehrin önemli kulüpleridir.
Atatürk Olimpiyat Stadı, UEFA'nın beş yıldızlı stadları arasındadır ve 2005 Şampiyonlar Ligi Finali'ne ev sahipliği yapmıştır.Aynı şekilde Şükrü Saraçoğlu Stadı'da 2009 UEFA Kupası Finali'ne ev sahipliği yapacaktır.
Stadlar ve Salonlar Kulüp faliyeti Lig Saha Kuruluşu
Beşiktaş Futbol Turkcell Süper Lig İnönü Stadyumu 1903
Galatasaray Futbol Turkcell Süper Lig Ali Sami Yen Stadyumu 1905
Fenerbahçe Futbol Turkcell Süper Lig Şükrü Saracoğlu Stadyumu 1907
İstanbul Büyük Şehir Belediyesispor Futbol Turkcell Süper Lig Atatürk Olimpiyat Stadı 1999
Kasımpaşaspor Futbol Bank Asya 1. Lig Recep Tayyip Erdoğan Stadı 1971
Kartalspor Futbol Bank Asya 1. Lig Kartal Stadı 1949
Beylerbeyi Futbol TFF 2. Lig Beylerbeyi 75. Yıl Stadı 1911
İstanbulspor Futbol TFF 2. Lig Bayrampaşa Çetin Emeç Stadı 1926
Pendikspor Futbol TFF 2. Lig Pendik Stadı 1950
Beşiktaş Basketbol Beko Basketbol Ligi Akatlar Spor ve Kültür Kompleksi 1903
Beykozspor Basketbol Türkiye Basketbol 2. Ligi, TFF 2. Lig R. Şahin Köktürk Spor Salonu 1908
Fenerbahçe Basketbol Beko Basketbol Ligi Abdi İpekçi Arena 1907
Galatasaray Basketbol Beko Basketbol Ligi Ayhan Şahenk Spor Salonu 1905
Tekel Basketbol Türkiye Basketbol 2. Ligi Haldun Alagaş Spor Salonu 1941
Darüşşafaka Basketbol Beko Basketbol Ligi Ayhan Şahenk Spor Salonu 1914
Ankara
9/11/2008Ankara ve çevresinin tarihi Bronz Devri'ndeki Hatti Uygarlığı'na kadar gider. M.Ö. 2000 yıllarında Hititler bölgenin hakimi durumuna gelmiş ve onları sırası ile Frigyalılar, Lidyalılar ve Persler izlemiştir. M.Ö. 3. yüzyılda, bir Kelt ırkı olan Galatların Ankara'yı başkent yapması ile Ankara tarihte ilk defa başkent olmuştur.Tarih Öncesi Ankara, Anadolu'daki insan karakterli ilk fosil primat kalıntıları Fikret Ozansoy tarafından Ankara'da bulunmuş ve Ankarapithecus meteai adı verilmiştir.
Ankara ve çevresi tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli olarak yerleşim görmüştür. Ankara'nın bilinen tarihi Paleolitik Çağa kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe'de rastlanmıştır
Keçiören/Solfasol, Çubuk Çayı yakınındaki Eti Yokuşu, Bağlum, Ayaş-Güdül yakınındaki Karalar ve Tuz Gölü'nün kuzey ve doğu kıyılarında Alt Paleolitik dönem eserleri bulunmuştur. Mezolitik Çağa ait eserler ise Macunköy'de ele geçirilmiştir
Ankara Kalesi'nde yapılan çalışmalarda. Neolitik Çağa ait bir taş baka parçası bulunmuştur.Ahlatlıbel ile Koçumbeli'de Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağıına ait bulunan küçük saray kalın tilan ise buralarda küçük prensliklerin olduğunu kanıtlamaktadır.Ankara çevresindeki vadilerde Tunç Çağına ait bir ya da birkaç höyük bulunmuştur. Sincan, Atatürk Orman Çiftliği çevresi, Karaoğlan, Yalıncak, Karayavşan, Bitik ve Polatlı/Karahöyük bunlar arasında sayılabilir. Bu dönemde yerleşik yaşamın başladığı, hayvanların evcilleştirildiği ve tarımın yapıldığı bilinmektedir.Hitit Dönemi [değiştir]Kent merkezindeki ilk yerleşmenin Ankara Kalesi'nin bulunduğu bölge olduğu tahmin edilmektedir. İlkçağ kentleri için zorunlu olan üç koşul Ankara'da mevcuttu. Güvenlik açısından ulaşılması zor olan sarp kayalıklı tepe, gıda gereksinimi için Çubuk Ovası ve su için de Hatip Çayı. Hititlerin Ankara'yı askeri bir garnizon olarak kullandıkları sanılmaktadır. Her ne kadar kent merkezinde Hititlere ait hiçbir kalıntı elde edilememişse de Mürted Ovasının yakınındaki M.O. 2000'e tarihlendiriİen Bitik'te erken Hitit dönemine ait bir bitik vazosu ele geçirilmiştir. Haymana yakınlarındaki Gâvurkale'de ise Hititlere ait dinsel alan kabartmaları bulunmuştur. Aynca Karaoğlan, Ayaş/Asarcık-Tekke, Polatlı/Karahöyük-Yassıhöyük, Etimesgut, Sincan, Mogan/Hacılar, Haymana/Külhöyük ve Çubuk/Aktepe-Karadana'da Hitit kalıntılarına rastlanmıştır.
Ankara ismi Ankara
Ankara , tarih boyunca pek çok isimle anılmıştır. Beki L. Bahar , Efsaneden Tarihe Ankara Yahudileri adlı kitabında Ankara'nın isimlerinin kronolojik isim sıralaması vardır. Ankuva , Ankir , Anküra , Ankyra , Ankora , Tektasagon Neocoros Lamportante Metropolis Sebaste , D'antoniania Ankyra , Engüriye , Engürü , Ankara, Aneras , Beldei-el Selasil , İmariye , İmadiye , Amudiye , Kala-i Selasil yine benzer bir sıralama Orhan Karaveli'nin Bir Ankara Ailesinin Öyküsü adlı kitabında'da bulunmaktadır. Ankulla , Ankuwa , Ancyra , Ankyra , Ankira , Ankagra , Ankori , Angori , Engüriye , Engürü , Angora , Angada ve Ankara , Avram Galanti Ankara Tarihi isimli kitabının birinci bölümünde Ancora , Ankura , Anker , Angira , Angaras , Ankyra , Ankuvva isimleri geçmektedir.Anchor Latince'de gemi çapası , Ankas Sanskritçede engebeli , Engür Farsça'da üzüm , Angurika Yunanca'da koruk anlamına gelmektedir. Hitit belgelerinde geçen Ankuwa ve Ankurawa ise Yüce Anka Tapınağı olarak çevrilmektedir.
Kemal Bağlum'un Beş Bin Yılda Nereden Nereye ANKARA isimli kitabında Ankara isminin kökenini şu şekilde açıklamaktadır.
Ankara isminin nereden geldiği konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bunların en önemlisi ve tarihçilerin ve arkeologların birleştiği ad Galatların amblemi olan ve çapa anlamına gelen Ancyra'dan kaynaklanmaktadır.Roma İmparatoru Neron döneminde Ankara Tectosageler'in Ancyra'sı olarak biliniyor. Antonin (138 - 161) ve Caracalla da (211 - 217) Ankara'ya Antoninaniya ismini vermişlerdir.Bizanslılar Ancyra , Tarihçiler Arapların 8. yüzyılda Ankara , İslam akıncıları ise Zat'ül Selasi adını koymuşlardır. Selçuklu komutanı El İdris 12. yüzyılda Anadolu'ya geldiğinde bu kente Angori ismini vermiş. İbni-il Atun , Yakut , İbni-Bibi , Ebul Feda 13. ve 14. yüzyılda Ankara'yı Engüriye ve Engürü olarak isimlendirmişlerdir.Danişmentliler Ankara'yı Darül-Selasiye olarak adlandırmışlardır. Tarihçiler, Selçuk ve Moğollar dönemindenden 1343 yılına kadar Ankara'ya Engüriye, Katip Çelebi de 1648'de Ankara'ya geldiğinde bu kentin adının Engüri olduğunu yazmıştır.
Ankara'nın kurulması Galatlardan önce de Ankara'nın varlığı bilinmektedir. M.S. 2. yüzyılda yaşamış olan tarihçi Pausanias'a göre Galatlar Ankara'yı sonradan ele geçirmişlerdir. Ona göre kentin kurucusu Frig Kralı Gordios'un oğlu Midas'tır.Dolayısıyla Ankara bir Frig kentidir. Bu dönemin izlerine Augustus Tapınağı'nın duvarlarında rastlanır. Friglerin ana tanrıçası Kibele'nin oturduğu tepenin bugünkü Hacı Bayram Câmii ve çevresi olduğu yapılan kazılarda bulunan Frig kalıntıları ile gösterilmiştir. Geç Hitit ve Frig kabartmaları Atatürk Orman Çiftliği/tren istasyonu, Bahçelievler, Gölbaşı ve Etimesgut'ta ele geçirilmiştir. Ayrıca Atatürk Orman Çiftliği, Anıtkabir ve Bahçelievler arasında Frig nekropolünü oluşturan birçok tümülüs bulunmuştur. Bulunan bu eserler Anadolu Medeniyetler Müzesi ile ODTÜ Müzesi'nde sergilenmektedir. Bunun yanında Ulus kazısı, Karaoğlan, Hacılar, Bitik, Sincan höyüklerinde, Sincan/Tatlar, Ayaş/Gökler, Beypazarı/Boyalı-Fasılkaya ve Güdül/Kirmir Çayı Vadisi'nin kaya mağaralarında Frig eserleri görülmüştür. Bu döneme ait en fazla eser Gordion'dadır.[10]
Başkentliği
Roma İmparatorluğu döneminde Galatlar'ın başkenti Ancyra
Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenen bazı Hitit eserleriAnkara, yazılı tarih boyunca Galatlar ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere iki devlete başkentlik yapmıştır.
Roma dönemi M.Ö. 25 yılında İmparator Augustus şehri Galatya krallığıyla beraber Roma İmparatorluğu'na bağlamıştır.
Türk Dönemi 7. ve 8. yüzyıl'larda İslamiyet'in yükselişi ile birlikte kent Pers ve Arap akınlarına maruz kalmıştır. Şehir 871-893 tarihleri arasında birkaç kez el değiştirir. 1071 yılında, Selçuklu sultanı Alparslan Malazgirt Savaşı ile Anadolu'yu Türklere açmış, kısa süre sonra Ankara'yı da fethetmiştir. Şehri daha sonra ordunun ulaşım yolları üzerinde bir merkez ve doğal kaynaklardan yararlanma amaçlı kullanmıştır.
Ankara, bir süre Eretna Beyliği idaresi altında bulunmuş ve beyliğin en batı ucunu teşkil etmiştir. Eretna Beyi Alaeddin'in ölmesi üzerine, yerine geçen oğulları zamanındaki karışıklık, Ankara'yı bir süre Karamanoğulları'na daha sonra da Ahiler'in eline geçmesine neden oldu. Bu karışıklıklardan yararlanan Osmanlı Hükümdarı Orhan Bey, oğlu Süleyman Paşa komutasında gönderdiği bir ordu ile Ankara'yı ele geçirir. 1402'de Yıldırım Bayezid ve Timurlenk arasındaki Ankara Savaşında şehir kısa bir süre Moğol hakimiyetinde kalır. Ancak 1414'de kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine girer.
I. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu'nun da içinde bulunduğu İttifak Devletleri'nin yenilgisi sonrası başkent İstanbul ve Anadolu'nun büyük kısmı Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve Yunanistan arasında bölünerek işgal edilir. Bu duruma karşı Milli Kurtuluş Hareketinin önderi Kemal Atatürk, 1920'de karargahını Ankarada kurdu. Kurtuluş savaşının kazanılmasının ardından Büyük Millet Meclisi'nde Türk Devleti'nin başkentinin neresi olacağı konusu tartışılmaya başlanır. İsmet Paşa'nın TBMM'ye sunduğu Ankara'nın başkent olması yolundaki yasa teklifi kabul edilir ve 13 Ekim 1923 günü Ankara, Türk Devleti'nin başkenti olur. O günlerde Avrupa'dan şehir mimarları getirilerek bugünkü çağdaş Ankara'nın temelleri atılır.
İsmet Paşa'nın Ankara'nın başkent olması yönündeki yasa teklifinde;
Ankara'nın askeri ve siyasi yönden güvenli bir ortamda olması,
Ankara'nın ulaşım yolları üzerinde bulunması,
Ulusal Mücadele Dönemi'nde önemli bir rol üstlenmiş olması gibi gerekçeler belirtilmiştir.
Ankara'nın yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olmasını ardından, yeni bir oluşumla şehir Ulus adı altında eski şehir ve Yenişehir bölgesi olarak kültürel olarak ayrılabilir hale geldi. Ulus bölgesi Roma, Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorlukları döneminin tarihini yansıtan binalar ve dar sokaklara sahip iken, Kızılay Meydanı'nı çevresinde kurulmuş olan Yenişehir bölgesinde geniş sokak ve caddeler, oteller, sinema ve tiyatrolar, alışveriş merkezleri ve yüksek binalar göze çarpar. Devlet daireleri ve elçilikler de genelde bu alana yakın olan Çankaya ilçesindedir.
Coğrafya [değiştir]Ana madde: Ankara coğrafyası
Ankara, doğuda Kırıkkale ili'ne bağlı Balışeyh ve Yahşihan, kuzeydoğuda Ankara ili'ne bağlı Kalecik, kuzeyde Çankırı ili'ne bağlı Şabanözü, ve Ankara ili'ne bağlı Kızılcahamam, kuzeybatı ve batıda Ankara ili'ne bağlı Güdül ve Beypazarı, güneyde Ankara ili'ne bağlı Polatlı ve Haymana, güneydoğuda ise Ankara ili'ne bağlı Bala ile komşudur.
Ankara, Orta Anadolu'nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede orman alanları ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür.
Akarsu boylarında sıralar halinde görülen iğde, söğüt ve kavak ağaçları bozkır içerisinde yer alır. Ankara çevresinde plato üzerinde yükselen münferit dağlar ile kuzeydeki dağlık sahada ise yağışlardaki artış yüzünden orman örtüsü oluşur.İklim Güneyde ve orta bölümlerde Step İklimi, kuzeyde ise Karadeniz İklimi'nin ılıman ve yağışlı halleri görülebilir. Genel olarak Step İklimiin hüküm sürdüğü Ankara'da kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kuraktır. Yağışlar en çok ilkbahar mevsimindedir.Karın yerde kalma süresi ortalama 33 gündür. Gece ile gündüz, yaz ile kış mevsimi arasında önemli sıcaklık farkları bulunur. En sıcak aylar Temmuz (ortalama 23,4 °C) ve Ağustos (ortalama 22,9 °C), en soğuk aylar ise Ocak (ortalama -0,3 °C) ve Şubat (ortalama -1 °C) olarak belirlenmiştir.[20]
Ortalama yağış miktarı 382 mm'dir.Şehirde son yıllarda yağış oranı önceki yıllara göre azalış göstermiştir. Bu durumun küresel ısınma ile direkt ilgili olduğu bilim adamlarınca öne sürülmektedir.
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Arl
Ort.En Yüksek °C 4,1 5,9 11,1 17,3 22,2 26,4 29,9 30,0 25,8 20,0 12,9 6,3
Ort.En Düşük °C -3,5 -2,8 0,2 5,1 9,4 12,6 15,4 15,4 11,3 6,8 2,4 -1,9
Ulaşım
Esenboğa Uluslararası HavalimanıKentin kuzeyinde yer alan Esenboğa Uluslararası Havalimanı şehre havayolu ile giriş çıkışı sağlayan, en önemli noktadır. 2006 yılında tamamen yenilenip kapasitesi ve işlevi çağdaşlaştırılmıştır. Hava limanını şehir merkezine bağlayan yol da tamamen yenilenmiş ve yeni geçitler devreye sokulmuştur. Havayolu ile kente ulaşmanın bir başka yolu da ordunun hizmetindeki Etimesgut Askeri Havalimanıdır. Bu havalimanı sivil uçuşlar için kullanılmasa da gerektiğinde alternatif olarak kullanılabilmektedir.
Şehre giriş çıkışlarda ikinci önemli yer ise Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi kısaca AŞTİ'dir. Avrupanın en büyük otobüs terminalleri arasında yer alan tesislerde restoranlar, emanet, büfeler ve firmalar için servis istasyonları da bulunur. Tesislerin Ankaray bağlantısı olduğu gibi yeterli sayıda taksi servisi de vardır.
Ankara metro ağı
Belediye otobüsleriTren yolu ile giriş çıkışta en önemli yer Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Ankara Garı'dır. Burası aynı zamanda ülkenin doğusu ile batısının ayrıldığı noktadır. Halihazırda ülkenin dört bir yanına ve banliyölere buradan tren seferleri düzenlenmektedir. Eskişehir üzerinden kenti İstanbul'a bağlayacak olan hızlı tren projesi ise yapım aşamasında olup 2008 yılı içerisinde hizmete girmesi beklenmektedir. Şehir içi ulaşımda son zamanlarda en yoğun taşımacılık metro ile yapılmaktadır. EGO Genel Müdürlüğü tarafından işletilen Ankara metrosu günde yaklaşık 150.000 yolcu taşımaktadır. Metro ağında halihazırda Metro ve Ankaray adı altında iki ayrı taşıma sistemi çalışmaktadır. Ankaray Metroya göre daha hafif bir raylı sistemdir. Ağ halen süren çalışmalarla şehrin dört bir yanına ulaşma hedefine doğru gitmektedir.
Günlük ulaşımda belediye tarafından işletilen otobüsler ile özel olarak işletilen dolmuşlar da kullanılmaktadır. Belediyeye ait araçlarda manyetik kontörlü kartlar kullanılmaktadır. Özel araçlarda ise nakit kullanılmaktadır.
Şehirde taksi sayısı da halkın ihtiyacını karşılayacak düzeydedir ve 24 saat hizmet vermektedir. Saat 24 ile sabah 6 arası taksiler zamlı tarife uygulamaktadır.Nüfus Kentin nüfusu 2007 adrese dayalı nüfus sayımına göre 3.763.591 kişidir. Bunun 1.870.831'i erkek, 1.892.760'ı kadındır.[24]
Yıl Kent Yıl Kent
1910 15.000 1970 1.209.000
1927 75.000 1975
1935 123.000 1980
1940 157.000 1985 2.251.533
1945 228.000 1990 2.583.963
1950 287.000 1997
1955 453.000 2000 3.203.362
1960 646.000 2007 3.763.591
1965 906.000 2008 3.832.981
Uygarlık
Müzeler Ana madde: Ankara'daki müzeler
Ankara Etnoğrafya Müzesi
Ankara Kurtuluş Savaşı Müzesi
Anıtkabir
Türk Hava Kurumu Müzesi girişi
Anadolu Medeniyetleri Müzesi Girişi
Cumhuriyet Müzesi (II TBMM Binası)
Ankara Augustus Tapınağı'nın son hali.
TİKA'nın terasından Ankara Kalesi (Temmuz 2006).
Kocatepe Camii
Jülian Sütunu
Akköprü
Ankara Roma Hamamı
Korede Savaşan Türkler Anıtı
Ankara Garı
Hacı Bayram Câmii
Sultan Alaeddin Cami
Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi
Ankara Vakıf Oteli - Ankara Palas
Kızılay Meydanı
Atatürk AnıtıAnadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara’da, Anadolu'nun arkeolojik eserlerini sergileyen ve dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan bir müzedir. Atpazarı semtinde, Ankara Kalesi'nin dış duvarının güneydoğu kıyısında, yeni işlev verilerek düzenlenmiş iki Osmanlı yapısında yer alır. Bu yapılardan biri Mahmut Paşa Bedesteni, diğeri Kurşunlu Han'dır. [25]
Etnografya Müzesi önceleri Arkeoloji Müzesi olarak kullanılması düşünülmüş, sonra Resim Heykel Müzesi olmasına karar verilmiş, açılış töreninden sonra bugünkü işlevine kavuşmuştur.Ayrıca bir dönem Anıtkabir yapılmadığı için Mustfa Kemal Atatürk'ün naaşı bu müzede saklanmıştır.
Kurtuluş Savaşı Müzesi Ankara Ulus meydanında bulunan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının inşaasına, 1915 yılında başlanmıştır. İlkin İttihat ve Terakki Cemiyeti kulüp binası olarak tasarlanmış binanın planı evkaf mimarı Salim Bey tarafından yapılmış, inşasına ise kolordunun askeri mimarı Hasip Bey nezaret etmiştir.
A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi 20 Nisan 1920'de açılan Türkiye'nin ilk oyuncak müzesidir. Halen Ankara Üniversitesi bünyesinde ve Kültür Bakanlığı denetiminde hizmet vermeyi sürdürmektedir.
Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi Anıtkabir'de Atatürk'ün mozolesinin bulunduğu Şeref Salonu'nun altındaki 3 bin metrekarelik sütunlu alanda bulunan 2002 yılında ziyarete açılmış müze. Müzenin Misak-ı Milli Kulesi ve İnkılap Kulesi arasında bulunan kısım, 1960'dan bu yana Atatürk müzesi olarak hizmet vermekteydi. Bu bölüm, Kasım 2001'de başlayan ve 9 ay süren bir çalışma sonunda yeni bölümlerle birleştirildi ve Büyük Taarruz'un 80. yıldönümü olan 26 Ağustos 2002 tarihinde dönemin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile başbakanı Bülent Ecevit tarafından ziyarete açıldı. Müze, eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun talimatı ile yaptırılarak Genelkurmay Başkanlığı'nın sanat danışmanı Mehmet Özel'in koordinatörlüğünde hazırlanmıştır. [29]
Cumhuriyet Müzesi 1923 yılında mimar Vedat Tek (1873-1942) tarafından Cumhuriyet Halk Fırkası Mahfeli olarak tasarlanan ve inşa edilen bu bina işlevi değiştirilerek meclis olarak kullanılmıştır. Bodrum üzerine iki katlı olan bu yapının iç bölümleri, iki kat boyunca yükselen ortadaki meclis salonunun üç kenarına dizilmişlerdir. Girişten sonra enine uzanan, iki ucunda merdivenlerin yer aldığı geniş geçit, Selçuklu ve Osmanlı bezeme motiflerinin yer aldığı bir tavanla örtülmüştür. Benzer bir biçimde ele alınmış yerlerden birisi de büyük salondur. Yer yer localarla değerlendirilen bu salonun özellikle yıldız motiflerini içeren ahşap tavanı, sonradan düzenlenen taç kapı ve bazı noktalar dışında kemerler, saçaklar, yer yer çinilerin yer aldığı bölümler ile bu dönemin mimari özelliklerini yansıtmaktadır.
Çengelhan Rahmi Koç Müzesi Ankara'nın ilk sanayi müzesidir. Ankara Kalesi'nin ana giriş kapısının karşısında, eskiden At Pazarı olarak bilinen mevkide yer alan Çengelhan adlı tarihi kervansarayda yer alır. [31]
Mehmet Akif Ersoy Müze Evi Mehmet Akif Ersoy'un Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'da ikamet ettiği ve İstiklal Marşı başta olmak üzere çok sayıda şiirini yazdığı müzeye dönüştürülmüş Ankara evdir. Hacettepe Üniversitesi Merkez Kampüsünün sınırları içinde yer alır. [32]
ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi 2005 yılından itibaren Ankara’da, ODTÜ yerleşkesinde hizmet veren müze.İçinde özellikle eski arabalar ve radyolar dikkat çekmektedir.Gruplar halinde gidildiğinde özel olarak rehberlik yapılmaktadır.
Pembe Köşk Türkiye Cumhuriyeti 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün 1925’ten 1973’te ölümüne kadar 48 yıl yaşadığı, halen müze olarak varlığını sürdüren yapıdır. Cumhuriyet Tarihinin en önemli mekanlarından biridir.
Çankaya Müze Köşk Çankaya'da 1800'lü yıllarda yapılan ve Atatürk'ün 1921 yılında yerleştiği bağ evi, 1924 yılında Mimar Mehmet Vedat Bey tarafından yapılan eklemelerle bugünkü şekline getirilmiştir. Köşk tüm eşyalarıyla korunarak günümüze gelmiştir. [33]
Türk Hava Kurumu Müzesi Ankara'da tarihi Paraşüt Kulesi'nin yanında havacılık tarihine, Türk Hava Kurumu'nun çalışmalarına ilişkin belge, fotoğraf ve maketlerin sergilendiği 19 Mayıs 2002'de ziyarete açılmış müzedir.
Feza Gürsey Bilim Merkezi Ankara'da Altınpark bünyesinde faaliyet gösteren, öğrencilerin eğlenceli bir ortamda bilimin temel prensiplerini öğrenmesi için kurulmuş bir tesistir. Türkiye'nin iki bilim merkezinden birisidir (İkincisi, Şişli Belediyesi Bilim Merkezi).FGBM Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 23 Nisan 1993 tarihinde kurulmuştur. İçinde 48 parça deney ve sergi birimi bulunur.
Devlet Resim ve Heykel Müzesi Ankara Namazgah Tepesi’nde Etnografya Müzesi’nin yanında görkemli tarihi binada 1980 yılından beri hizmet vermekte olan bir sanat müzesidir. Türk sanatçılara ait 19. yüzyıl başından günümüze kadar tarihlenen resim, heykel, seramik, baskı ve Türk süsleme sanatı eserleri sergilenir.
Atatürk Eğitim Müzesi Beşevler'de 1981 yılında hizmete açılan müzede Türk Eğitim Tarihi ile ilgili belge, eşya, kitap teşhir salonları, kütüphane ve Başöğretmen Atatürk arşivi bulunmaktadır.
A.O.Ç. Atatürk Evi Müzesi Atatürk Orman Çiftliği'nde Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin bir benzeri olarak inşa edilmiş ev 1981 yılından beri müzedir.
Eğitim Derneği Müzesi Dikmen'de 1995 tarihinde eğitimle ilgili ürünlerin, belgelerin, derlenmesi amacıyla kurulmuştur.
G.Ü. Mesleki Eğitim Fakültesi Müzesi Beşevler'de 1974 yılında açılmıştır. Yöresel giysiler, işlemeler, takılar, çoraplar, dokumalar, oyalar sergilenmektedir.
PTT Müzesi Aydınlıkevler semtinde bulunmaktadır. Tedavüle çıkan Osmanlı ve Türk pullarının yanı sıra 200 ülkenin pulları da sergilenmektedir.
Meteoroloji Müzesi Kalaba semtinde bulunan binada meteorolojik aletler sergilenmektedir.
Ülker Zaim Müzesi Özel Atılım Lisesi , İncek kampüsü içerisinde Osmanlı Dönemine ait giysi ve takılar ev eşyaları ve arkeolojik eserler sergilenmektedir.
Ziraat Bankası Müzesi Bankanın kuruluşunun 100. yılında 20 Kasım 1981 yılında açılmıştır. Tarihi ve resmi banka evrakları ile eşyaları sergilenmektedir.Türkiyê'nin ilk bankacılık müzesidir [34]
75.Yıl Cumhuriyet Eğitim Müzesi Sıhhiye'de 1998 yılında açılmıştır. Eğitimle ilgili araç gereç , yayınlar ve fotoğraflar sergilenmektedir
Şerife Uludağ Kız Olgunlaşma Enstitüsü 100.Yıl Müzesi
TCDD Açıkhava Buharlı Lokomotif Müzesi
TCDD Demiryolları Müzesi ve Sanat Galerisi 1924 yılında yapılan bina 1990 yılından sonra sanat galerisi ve demiryolları müzesi olarak hizmete açılmıştır.Müzenin alt katında demiryollarına ait belgeler ve eşyalar sergilenmektedir. [35]
Milli Mücadelede Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi Eski adı Direksiyon binasıdır. Anadolu Bağdat demiryolunun yapımı sırasında 1890 yılında Almanlar tarafından yapılmıştır.24 Aralık 1964 yılında Atatürk'ün anısına müze olarak ziyarete açılmıştır.Binanın alt katı da demiryolları müzesi olarak ziyarete açıktır[36]
Atatürk'ün Yurt Gezilerinde Kullandığı Vagonu Atatürk'ün 1935 ile 1938 yıllarınada yurt gezisinde kullandığı özel vagonudur. Ankara Garı içinde sergilenmektedir.
Telekomünikasyon Müzesi
TRT Müzesi 1981 yılında eski radyo malzemelerinin toplanarak sergilendiği TRT Radyo Müzesi olarak 1994 yılında Ankara Oran'da yeni yerinde açılmıştır.
Hava Müzesi Etimesgut'ta 1998 yılında açılmıştır. Uçaklar, maketler, uçuş ekipmanları, fotoğraflar, pilot giysileri sergilenmektedir.
Şefik Bursalı Müze Evi Ressam'ın 1903 ile 1930 yılları arasında yaşadığı Çankaya'daki evi müze olarak düzenlenmiştir.
TCMB Para Müzesi
MTA Tabiat Tarihi Müzesi 1968 yılında MTA tarafından kurulmuştur. 1935 yılından itibaren jeolojik çalışmalar sırasında bulunan mineraller, taş örnekleri, fosiller sergilenmektedir.
Çocuk Esirgeme Kurumu Müzesi Çocuk Esirgeme Kurumuna ait tarihsel döküman ve malzemeler sergilenmektedir.
Ankara Barosu Hukuk Müzesi
Ankara Vakıf Eserleri Müzesi
Ankara Ziraat Fakültesi Müzesi
Ankara Haritacılık Müzesi Cebeci'de 1971 yılında açılmıştır.Harita Genel KJomutanlığına bağlıdır. Atlas ve haritalar, haritacılıkla ilgili eski alet ve malzemeler sergilenmektedir.
Arkeolojik Alanlar Roma Hamamı Ulus meydanından Yıldırım Beyazit Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde, Ulus'tan itibaren yaklaşık 400 m. uzaklıkta, yolun batısında, caddeden 2.5 metre kadar yükseklikte yer alır, III. Yüzyılda Septimius Severus'un oğlu Roma İmparatoru Caracalla (212-217) tarafından Sağlık Tanrısı Asklepion adına yapılmıştır.
Kale Ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte Hititlere uzanan tarihi boyunca birçok kez tamirden geçirildiği tahmin edilmektedir. Romalılar, Bizanslılar hakimiyetinde kalan kale, 1073 yılında Selçukluların eline geçmiştir. 1101 yılında Haçlılarca ele geçirilen kale 1227 yılında tekrar Selçukluların hakimiyetine girmiştir. Selçuklular döneminde onarılan ve eklemeler yapılan kale Osmanlı döneminde 1832'de Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa tarafından bir onarımdan geçirilmiştir.
Augustus Tapınağı Ankara Ulus'ta Hacı Bayram Camii bitişiğindedir. M.Ö. II. yüzyılda Frigya tanrısı Men adına yapılmış olan tapınak zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak ise son Galatya hükümdarı Amintos'un oğlu kral Pilamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır.
Jülian Sütunu Ulus bölgesinde bulunur. Sütün 362 yılında Roma İmparatoru Julianın Ankaraya ziyareti onuruna karşılık dikilmiştir.
Akköprü Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde, Varlık mahallesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubad zamanında yaptırılmış tarihi bir köprüdür.
Roma Tiyatrosu Ulus Meyda'nından Ankara Kalesine çıkan Hisar Parkı Caddesi üzerindedir. Roma döneminde M.S. 1. yüzyıl'ın ikinci yarısı ile M.S. 2. yüzyılın başına tarihlendirilmiştir.
Yapılar
İbadethaneler
Kocatepe Camii Ankara'nın Kocatepe semtinde 1967'de inşaatına başlanan ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1987'de inşaatı tamamlanan cami.
Hacı Bayram Câmii Ankara'nın Ulus semtinde bulunan tarihi camii. Augustus (Ogüst) Tapınağı'nın bitişiğindedir.
Karacabey Camii 15. yüzyılda Karacabey tarafından yaptırılmıştır.Bugün Hacettepe Kampusü içinde kalmıştır.
Arslanhane Camii 1289 - 1290 yılları arasında Ahi Şerafeddin tarafından yaptırılmıştır. Samanpazarı semtindedir.
Sultan Alaeddin Cami 1211-1236 yılları arasında Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından bugün eski Ankara denilen Kaleiçi’nde yaptırılmış Ankara’nın ilk camisi.
Maltepe Camii
Ahi Elvan Camii 1382 yılında Ahi Elvan Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Koyunpazarı semtinde bulunmaktadır.
Cenab-ı Ahmet Paşa Camii 1566 yılında Anadolu Beylerbeyliği yapmış Cenabı Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Ulucanlar caddesi üzerinde bulunmaktadır.
Zincirli Camii 1687 yılında Şeyhülislam Ankaralı Mehmet Emin tarafından 1687 yılında yapılmıştır.Anafartalar Caddesindedir
Ağaçayak Camii 1705 yılında yapılmıştır. Ulucanlar caddesindedir.
Leblebicioğlu Camii 1711 yılında yapılmıştır. Denizciler cadddesindedir.
Eskicioğlu Camii Ne zaman yapıldığı ve kim tarafından yaptırıldığı belli değildir. Eskicioğlu mahallesinde yer almaktadır.
Hacettepe Camii Hacettepe Mahallesi, Sarı Kadın caddesindedir.Kapısının üzerinde dört satırlık kitabesi bulunmaktadır.
Hacı İlyas Camii
Hacı Musa Camii
Kurşunlu Camii
Azize Teresa Latin Katolik Kilisesi
Samanpazarı Musevi Cemaati Sinagogu
Türbeler Hacı Bayram Türbesi
Karacabey Türbesi
Arslanhane Türbesi
Cenab-ı Ahmet Paşa Türbesi
Karyağdı Türbesi 1577 - 1578 yıllarında Karyağdı Hatun adına inşa edilmiştir. İtfaiye Meydanında bulunmaktadır.
Kesikbaş Türbesi
Yörük Dede Türbesi
Hüseyin Gazi Türbesi
Hazireler Taceddin Camii Haziresi Taceddin Camisinin avlusunda yer almaktadır.
Cenabı Ahmed Paşa Haziresi Cenabı Ahmed Paşa Camisinin doğu tarfındaki avlusunda yer alır.
Yalçınkaya Mahallesi'nde bulunmaktadır
Hanlar Çengel Han Ankarada 1522-1523 tarihlerinde Mihrimah Sultan’ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından inşa ettirilmiş tarihi bir handır. Atpazarı mahallesi Kaleönü Depo sokakda bulunmaktadır. Şu anda binadaRahmi Koç Müzesi bulunmaktadır
Taşhan 1880'li yılların sonuna doğru Ankara'nın Ulus Meydanı'nda inşa edilmiş olan ve yıkıldıktan sonra yerine Sümerbank binasının yapıldığı bir binadır.
Suluhan 1685 yılında Şeyhülislam Cevvarzade Mehmet Emin Bey tarafından yaptırılmıştır. Posta caddesi üzerinde bulunmaktadır.
Safran Han 1512 yılında Hacı İbrahim Bin Hacı tarafından yaptırılmıştır. Atpazarı , Salman sokakta bulunmaktadır
Çukurhan
Kurşunlu Han Sadrazam Mahmut Paşa tarafından yaptırılmıştır. Şu anda binada Anadolu Medeniyetleri Müzesi yer almaktadır.
Hamamlar ve Çeşmeler Eyne Bey Hamamı Ankara Gazi lisesi ile Denizciler Caddesi arasındadır. Sultan I. Murat'ın subaşılarından Eyne Bey tarafından 14. yüzyıllın sonu veya 15. yüzyıl başında yaptırılmıştır.
Karacabey Hamamı Talat Paşa Bulvarı üzerindedir. 1440 yılında Karaca Bey tarafından yaptırılmıştır.
Şengül Hamamı Anafartalar Caddesi üzerindedir. Kitabesi olmadığından yapım tarihi kesinleşmemiştir. İshak Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Hanifi Rum Çeşmesi Kitabesine göre 1804 yılında yapılmıştır. Hacettepe Merkez Öğrenci yurdu arkası Zülüflü sokakta bulunmaktadır.
Gicik Çeşmesi 1901 yılında yapılmıştır. Ulucanlar Cadddesi Gicik Mescidi'nin önünde yer alır.
Molla Büyük Çeşmesi Kayabaşı Mahallesi Yasa Sokakta yer alır. Molla Büyük Mescidinin kuzeyindedir. Kitabesine göre 1804 yılında Sahire Hanım tarafından yaptırılmıştır.
Anıtlar ve Heykeller Korede Savaşan Türkler Anıtı Ankara'da Kore Savaşı sırasında şehit olan Türk askerlerinin anısına yapılmış olan 1973 yılında açılan anıt.
Zafer Anıtı Ulus Meydanındadır.Avusturyalı Heykeltraş Krippel tarafından 1927 yılında yapılmıştır. 24 Kaım 1927 yılında TBMM Başkanı General Kazım Özalp tarafından açılmıştır.
Etnoğrafya müzesi önü Atatürk Anıtı İtalyan Heeykeltıraş Canonica tarafından 1927 yılında yapılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yaptırılmıştır. 4 Kasım 1927 yılında Başbakan İsmet İnönü tarafından açılmıştır.
Mimar Sinan Anıtı Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin önündedir. Türkiye Emlak Kredi Bankası tarafından Heykeltıraş Hüseyin Anka'ya yaptırılmıştır.Heykel'in yapılmasını Atatürk istemiş ve vasiyeti 1956 yılında yerine getirilmiştir.
Mithat Paşa Anıtı Ulus'ta Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünün yanındadır. Ziraat Bankası tarafından İstanbul Güzel Sanatlar akademisi öğretim üyesi Heykeltıraş Hüseyin Anka'ya 1966 yılında yaptırılmıştır.
Taşankara Danimarkalı heykeltraş Jorgen Haugen Sorensen tarafından 1992 yılında yapılan ve Ankara , Çankaya ilçesi Sakarya caddesi yaya bölgesine konan heykel.
Barış Heykeli heykeltraş Burhan Alkar tarafından taş'tan yapılan 1979 yılında Ankara , Çankaya ilçesi Sakarya caddesi yaya bölgesine konan heykel.
Hitit Güneş Kursu Anıtı 1978 yılında heykeltraş Nusret Suman tarafından gerçekleştirilen ve Sıhhiye Meydanı'na konulan anıt.
Cumhuriyet Dönemi Yapılar Anıtkabir Türk Kurtuluş Savaşı'nın ve inkılaplarının önderi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Ankara Anıttepe'de (eski adıyla Rasattepe) bulunan anıt mezarıdır.1973'den beri İsmet İnönü'nün kabri de Anıtkabir'dedir.
Atatürk Orman Çiftliği Atatürk'ün 1925 yılında, Ankara'da modern bir çiftlik kurulması için verdiği talimat ile kurulmuştur.
Ankara Garı 1937'de açılan Türkiye Cumhuriyeti Başkent'inin erken yıllarına ait en görkemli yapıtlardan birisidir.Günümüzde hâlen TCDD'nin Ankara ana istasyonu olarak kullanılmaktadır.
Sümerbank Genel Müdürlük Binası 1937 - 1938 yılları arasında Alman Mimar Martin Elsaesser tarafından yapılmıştır.
Merkez Bankası Genel Müdürlük Binası Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister tarafından 1931-1933 yılları arasında Emlak Bankası olarak yapılan bina , Atatürk'ün istemiyle Merkez Bankası'na dönüştürüldü. Bina 1952 yılına kadar Anadolu Kulübü olarak da faaliyet gösterdi
TEKEL Başmüdürlük Binası İtalyan mimar G. Mongeri tarafından 1928 yılında yapılmıştır
Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası İtalyan mimar G. Mongeri tarafından 1926 - 1929 yılında yapılmıştır. Ankara'nın ilk resmi binasıdır.
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Binası 1937 yılında Alman mimar Bruno Taut tarafından planı çizilen ve yapılan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin eğitim ve öğretim binasıdır.
Ankara Opera Sahnesi Bina ilk orjinalinde Türk mimar Şevki Balmumcu tarafından bir sergi merkezi olarak dizayn edildi. 1933 yılında açılan uluslararası yarışmada bu proje birinci seçilmişti. Yapı daha sonra Alman mimar Paul Bonatz tarafından bir opera sahnesine dönüştürüldü. Bu şekilde hizmet vermeye 2 Nisan 1948' de başladı.
Meydanlar Hergele Meydanı Ankara Ulus'ta bugünkü İtfaiye Meydanı'nın eski adı bit pazarı ya da ikinci el eşya pazarı olarakda bilinen Hergele Meydanı adını 19.asırda şehre dışardan gelenlerin ve şehir esnafının bir araya gelmesinden dolayı her gelen uğradığı yer anlamında Hergelen Meydanı adını almıştır.
Kızılay Meydanı Türkiye'nin başkenti Ankara'nın merkezidir. İsmini Kızılay kurumundan almıştır.
Opera Meydanı Meydan adını Opera binasından almaktadır.
Tandoğan Meydanı Şehrin eski valisi 1946 yılında intihar ederek ölen Nevzat Tandoğan'ın adının verildiği semttin tam ortasında bulunan meydan.
Şili Meydanı Türkiye ile Şili arasındaki dostluğu pekiştirmek adına yapılmıştır. Meydanda Şili'nin kurtarıcısı ve Şili Cumhuriyeti'nin kurucusu Bernardo O'Higgins'in anıtı bulunmaktadır.
Ulus Meydanı
Hükümet meydanı
Parklar
Gençlik Parkı
Kurtuluş Parkı
Cemre parkıAnkara'da cumhuriyetin ilk yıllarında inşa edilmiş ve daha sonra da oldukça geliştirilmiş açık alanlar ve parklara sahiptir.
Gençlik Parkı Gençlik Parkılunapark, kayıkla gezilebilecek geniş bir havuz ve yeşil alanlara ev sahipliği yapar,
Kurtuluş Parkı Kurtuluş Parkı(buz pateni pisti de mevcuttur
Altın Park yeşil alanlar dışında fuar alanı ve binaları da bulunur),
Göksu Parkı Eryaman'da eski Susuz göleti üzerine kuruludur.
Soğuksu Millî Parkı 1959 yılında Millî Park olarak tesis edilmiştir. Ankara'ya yakın olması hem avantaj hem dezavantaj teşkil etmektedir. Kızılcahamam ilçesi sınırları içersinde bulunmaktadır ve Ankara merkezine 80 kilometre uzaklıktadır.
Kore Parkı Ankara'da Kore Savaşı sırasında şehit olan Türk askerlerinin anısına yapılmış olan 1973 yılında açılan anıtın bulunduğu park.
Atatürk Orman Çiftliği geniş imkanalara sahip bir rekreasyon ve çiftlik alanıdır. İçeriğinde hayvanat bahçesi, küçük kültür çiftlikleri , seralar, restoranlar, bir mandıra ve bira fabrikası bulunur. Burası ailece piknik yapmak, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek ve aynı zamanda kaliteli yemekleri ve doğal güzelliği ile hoş bir mekandır. Çiftlikte ayrıca Atatürkün 1881 yılında Selanikde doğmuş olduğu evein bire bir kopyası da bulunur. Ziyaretçiler burada eski usul bira ve dondurma , taze süt ürünleri , kömür ateşinde köfte ve kebaplardan tadabilirler.
Harikalar Diyarı Avrupanın şehir limitleri içindeki en geniş parkı
Mamak Mavi Göl
Botanik Bahçesi
Seğmenler Parkı
Anayasa Parkı
Kuğulu Park Çin tarafından hediye edilmiş olan kuğularla ünlü
Abdi İpekçi Parkı
Güven Park
Sinemalar
Bahçelievler'deki Büyülü Fener Sineması
Opera Meydanındaki, Ankara Devlet Tiyatrosu
Ankara Opera Sahnesi
1975 ve 2002 yılları arasında Ankara Atatürk Bulvarı 227 numaralı binada hizmet veren Akün Sineması, bir dönem Ankara'nın en büyük sineması olma özelliği taşıyan ve Ankara'nın sembollerinden biri olarak kabul edilen, 911 koltuk kapasiteli sinema salonu oldu.
Bahçelievler Büyülü Fener, Ankara'nın Bahçelievler semtinde 1996 yılında açılmış olan sinemadır. Türkân Şoray, Şener Şen ve Yılmaz Güney'in ismini taşıyan üç ayrı sinema salonu vardır.
Kızılay Büyülü Fener, Kızılay'da 29 Ocak 2005 tarihinde açılan sinema ve kültür merkezidir. 11 salonu ve bin seyirci kapasitesi vardır.
Kızılay Metropol, 9 salonu ve 11495 koltuk kapasitesi olan diğer bir sinemadır.
Tiyatrolar
Ankara'da birçok devlet tiyatrosu sahnesi ve özel tiyatro grupları bulunmaktadır. Ayrıca her yıl Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali düzenlenmektedir.
Ankara Devlet Tiyatrosu: 10 sahneyle hizmet vermektedir.
Muhsin Ertuğrul Sahnesi
Mahir Canova Sahnesi
Oda Tiyatrosu
İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi
Altındağ Tiyatrosu
Akün Sahnesi
Şinasi Sahnesi
Küçük Tiyatro
Büyük Tiyatro
125. Yıl Çayyolu sahnesi
Ankara Çağdaş Sanat Tiyatrosu
Ankara Deneme Sahnesi
Ankara Sanat Tiyatrosu
Çan Tiyatrosu
Mavi Sahne
Sanatolia
Tiyatro Pembe Kurbağa
Öteki Tiyatro
Sahne Sanat Evi
Ekin Tiyatrosu
80.Yıl Tiyatrosu
Gülüm Pekcan Dans Tiyatrosu
Pamira Papağan Çocuk Tiyatrosu
Dikmen Nevzat Sahnesi
Müzik ve orkestralar Ankara beş klasik müzik orkestrasına ev sahipliği yapar:
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
Bilkent Senfoni Orkestrası
Hacettepe Senfoni Orkestrası
Orkestra Akademik Başkent
Başkent Oda Orkestrası
Şehirde beş konser salonu bulunur:
CSO Konser Salonu
Bilkent Konser Salonu
MEB Şura Salonu
Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi Konser Salonu
Sanat festivalleri
Şehir gelenekselleşmiş birçok tiyatro, müzik ve sinema festivallerine ev sahipliği yapar:
Ankara Film Festivali
Ankara Uluslararası Müzik Festivali
Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali
Ankara Caz Festivali
Sağlık
Eğitim
ODTÜ Bilim Ağacı
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi
Üniversiteler Ankara'daki üniversiteler
Ankara'da 10 üniversite eğitim vermektedir.[38]Bunlar;
nkara Üniversitesi http://www.ankara.edu.tr/
Atılım Üniversitesi http://www.atuni.edu.tr/
Başkent Üniversitesi http://www.baskent.edu.tr/
Bilkent Üniversitesi http://www.bilkent.edu.tr/
Çankaya Üniversitesi http://www.cankaya.edu.tr/
Gazi Üniversitesi http://www.gazi.edu.tr/
Hacettepe Üniversitesi http://www.hacettepe.edu.tr/
Orta Doğu Teknik Üniversitesi http://www.metu.edu.tr/
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi http://www.etu.edu.tr/
Ufuk Üniversitesi http://www.ufuk.edu.tr/www/tr/
Spor
Ankara'da yapılan bir ekstrem spor: kaykayŞehirde Türkiye'ye paralel olarak en çok ilgi gören ve yapılan sporlar sırasıyla futbol ve basketboldur. Futbol tesislerinin yetersiz olmasının da etkisiyle herhangi bir önemli uluslararası futbol organizasyonuna ev sahipliği yapmamış olan şehirde 2001 yılında Avrupa Basketbol Şampiyonası düzenlenmiştir.
Ayrıca şehirde bulunan TED Ankara Koleji Türk Telekom Spor Kulübü sayesinde basketbolla özdeleşmiş bir şehirdir.
Deniz ve göllerden uzak olması nedeniyle su sporları hemen hemen hiç yapılmayan şehirde, coğrafi şartların da etkisiyle yapılan ve yaklaşık 27 yıldır yaşayan tek ekstrem spor kaykay sporudur.
Futbol dalında şehri Ankaragücü, Gençlerbirliği OFTAŞ, Ankaraspor ve Gençlerbirliği takımları Turkcell Süper Ligi'nde; Türk Telekomspor TFF 2. Lig'de; Keçiörengücü ve Etimesgut Şekerspor İddaa Lig B'de; Tarım Kredispor, Ankara Demirspor ve Bağlum Belediyespor ise 3.Lig'de temsil etmektedir. Şehirdeki en büyük stadyum yaklaşık 35.500 sporsevere ev sahipliği yapabilen Cebeci İnönü Stadıdır.Ardında kapasitesi bakımından şehrin 3. sıradaki ama tüm türbünleri koltuklu ve kapalı 19 Mayıs Stadyumu gelir.Stadyum şehir merkezinde Gençlik parkı'nın hemen yanıbaşındadır.
Basketbol dalında Türkiye Erkekler Basketbol Ligi'nde Türk Telekomspor ve CASA TED Kolejliler takımlarıyla temsil edilen başkent Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi'nde Çankaya Üniversitesi takımıyla temsil edilmektedir.
Ankara Buz Pateni Sarayı ve Kurtuluş Parkında ise buz pateni pistleri mevcuttur ve amatör sporculara da hizmet vermekteidr.
Hentbol dalında Süper Lig Erkekler'de Çankaya Bld. ,İl Özel İdare , Polis Akd. ve Klj. , Milli Piyango , Ankara B.Bld. , Süper Lig Bayanlar'da Çankaya Bld. ,Milli Piyango , Ankara D.M.O. temsil etmektedir.
Alışveriş
Karum Alışveriş ve İş Merkezi
Armada Kulesi ve Alışveriş MerkeziAnkaranın yabancı ziyaretçileri genellikle Çıkrıkçılar yokuşundaki eski dükkanları ziyaret etmekten hoşlanırlar. Burada eski moda kıyafetler, el dokuması halılar ve deri ürünleri cazip fiyatlarla bulunur. Bakırcılar Çarşısında ise, bakır ürünler dışında ziynet eşyaları, halılar, kostümler ve antikalar da bulunur. Kale girişine yakın olan üst kısımda , çeşitli baharatların bulunduğu dükkanlar , kuru yemişçiler, fındıkçılar ve diğer ürünler bulunur.
Modern alışveriş merkezleri ise daha çok Kızılay, ya da Tunalı Hilmi Caddesi üzerinde bulunur. Karum caddenin üst başında bulunur. Diğer bir merkez olan Atakule Çankaya'dadır. Kule şehri seyretmek için müthişdir ve tepesinde bir de döner restoran bulunur.
Ankaranın 1970 lerden itibaren batıya doğru genişlemesi ile Eskişehir yolu tarafında çeşitli uydu kentler ortaya çıkmaya başladı. Daha müreffeh kesimin yaşadığı bu bölgelerde de modern alışveriş merkezleri bir bir açılmaya başladı. Bilkent alışveriş merkezi ve Ümitköy Çayyolu tarafındaki merkezler daha çok bu semtlere hizmet verirken tüm şehre hitap eden Armada alışveriş merkezi de Eskişehir ve Konya yolunun kesiştiği bölgede inşaa edildi. Bu merkez pek çok uluslararası ödülün de sahibi oldu. Bölgenin en büyük alışveriş merkezi ise İstanbul ve Konya yolunu kesiştiği bölgede bulunan Ankamall'dır ve meşhur dünya markaları mağazalarına ev sahipliği yapar.
ANKAmall
Armada alışveriş merkezi
Atakule
Karum alışveriş merkezi
Malltepepark









